Nereden başlamalı?
Sanattan mı? Yaratılıcıktan? Duygudan?
Amaçtan? Sonuçtan? Ya da yöntemin kendisinden?
Benzerliklerden? Farklılıklardan? Bizlerden?
Tek gerçek tanrısızın tanrı olmasını kendine yediremeyen birinin birbiriyle alakasız cümleleri.
Nereden başlamalı?
Sanattan mı? Yaratılıcıktan? Duygudan?
Amaçtan? Sonuçtan? Ya da yöntemin kendisinden?
Benzerliklerden? Farklılıklardan? Bizlerden?
Gelecek diyoruz, güzel günler gelecek. Bekliyoruz. Kendi kendine gelen tek şey var, o da ölüm... Ne haddimize onu unutuyoruz? Zamanmış, vakit varmış; hiçbir şeye yetecek zaman yok, kalmadı.
" Çevremdekilerin beklentilerini yansıtan aynalar toplamından ibaretim."
Okumuş muydunuz bu sözleri? Kendinizden kopunca merkeziniz bile sizden kaçar zira. Prangalarınızı kendiniz bağlar, biraz da böyle tutunmaya çalışırsınız hayata. Kendinizden geçmenin bir versiyonu işte. Kendine kayıtsız kalma hali, sınırların belirsizleşmesi tehlikeleri de beraberinde getirir.
"Yara aynı yara, dil aynı dil; biz neden bu kadar yalnızız?"
Yüzeysel konuşmalar, gündelik şikayetler, çevreye ufak serzenişler... Paylaşmak bu muydu? Peki ya reddedilmek, yetersizlik ve suçluluk gibi hisler ne olacak? Yaralarımızı sakladıkça ve birbirimizden uzaklaştıkça şifayı sadece uzmanlarda arayan bir topluma dönüşüyoruz. Kültürün bizi bu yolu sürüklemesi ne acı... Kendi doğrusunu kurmaya çalışan onca zihin, sıfır anlayış, sıfır nezaket; bencil dövüşler, aynı odada alınan tersine soluklar. Anlamıyorum iletişmeme tercihini, keza "Anlaması lazımdı" şikayetlerini de. Anlatman lazımdı belki de? Anlatmamız lazımdı. Sustuklarımızı yaşanmışlık sayamayız sonuçta. Ve evet, benim buraya yazmam da pek konuşma sayılmaz. 2023 hedeflerim kısa ve net, 2022 hedeflerimi gerçekleştirmek...