18 Nisan 2024 Perşembe

yarınlar yok gibi

Müzik ile başlayalım: Mor ve Ötesi - Anlatamıyorum (en altta YouTube bağlantısı da gömülü, tüm susmak zorunda hissettiklerimize ve tüm yüklerimize gelsin)

Sürekli yanlış yapıyormuşum gibi hissediyorum. Ulan şu an acaba neyi yanlış yapıyorum demekten o kadar yoruldum ki... Bunun nasıl kötü bir şey olduğunu sana anlatamam.

Evet, Nuh Tepesi filminden... Dönüyor zihnimde ilgili kısımdaki konuşma. 

Neyse... Bazen uzun uzadıya seneleri düşünürken bazen yarınlar yok gibi geliyor. Sonra fark ediyoum, gibisi fazla, yarınlar yok. Ötelediğimiz her şeyin erişilebilir bir mesafede olması sadece bir sanrı. Doğru zaman, doğru hal diye diye iteklediğimiz anlara erişebilecek miyiz gerçekten? Yarın diye diye bugünü öldürmekten bıkmadık mı?

13 Nisan 2024 Cumartesi

Zaman geçti, bazı şeyler geçmedi

- Eee ne kararlar verdin bakalım?

Söyleyince büyüsü kaçar, boş ver.

- Tutamayacağın sözler verdin yine kendine değil mi?

Yoo, tutacağım. Yani... Çoğunu tutacağım.

- Hepsini değil.

7 Mart 2024 Perşembe

Sessizliğin ağırlığı

Yaşarken, düşünürken, yazarken çalıyordu: Secession Studios - Heart of Darkness 

Hayal kurmak tehlikeli şey. İnanmak, istemek, beklemek tehlikeli şeyler. Bildiğini sandığın yolların kıvrımlarına çarparken dağılmamaya çalışırken bulabiliyorsun kendini. 

Dinle... 

16 Şubat 2024 Cuma

Can Bonomo - Sar Hüzünleri Başa #KaraKonular

 

Övmeye hakkım olacak kadar dinledim bence. İlk halini de sevmiştim ama bu başka olmuş. Albüm de albüm hani, sıradan tüm şarkıları mı paylaşacağım ne yapacağım bilmiyorum.

İlk hali derken: Can Bonomo - Sar Hüzünleri Başa 

1 Şubat 2024 Perşembe

Benden geriye say

Müzik ruhun gıdası: Salvatore Lo Presti - Between Two Stars

"Olmak" ne kadar kısa ama ne kadar yoğun bir ifade, değil mi? Küçükken kurduğumuz hayallerde, oyunlarda "oluyorduk" hep. Algılarımız kadar basitti hayat. Görmediğimiz ağlara takılmıyordu zihnimiz ve biz, "oluyorduk". Bazen en büyük hedef, bazen en büyük kaçınım; sonsuz bir devinimde söyleyişten bir adım ilerleyemeyişimizin kökü bu aslında, "olmak". Birbirimizi gözlemekten, yarınları planlamaktan ve gibi'likten bir türlü "olamadık" biz. Hep farklı şeyler umduk, hep "fark"ı yaratmayı hayal ettik ve savrulup durduk; yorulduk... Olamadık. 

4 Ocak 2024 Perşembe

Yeni ve/veya yine bir ocak

Kendimizi bi' rahat mı bıraksak artık? Daha derine kazmasak, daha geriye gitmesek, daha çok düşünmesek aynı konular üstüne mesela. Kendi özgürlüğümüzü kendimiz yere çakmasak ve kendimizi boğmasak? Bıraksak ve hayat sürmeye devam etse. Biz de bir kez olsun cidden sıfırdan başlasak. Eskilerin üstüne kura kura yıkılan yıllar biraz sıktı zira...

Bir gün biriyle son kez ayrılabiliriz ve bunun farkında bile olmayabiliriz. O halde neden sevgimizi bile bir plan program dahilinde dağıtmaya çalışıyoruz? Her şey geçecek ve her şey için bir gün geç olacak. O halde "mantıken" saçma da gelse söylememeli miyiz içimizdekileri artık? Duygu ve düşünce hamallığına ne gerek var? Hem belki bize saçma gelen karşımızdakine o an çoook iyi gelecek?

Konuşmak istemelere, yanlıştan kaçınıp susanlara; bekleyenlere... Anca yazalım böyle alakasız yerlere...

19 Ekim 2023 Perşembe

Kumdan Kaleler

Nereden başlamalı?
Sanattan mı? Yaratılıcıktan? Duygudan?
Amaçtan? Sonuçtan? Ya da yöntemin kendisinden?
Benzerliklerden? Farklılıklardan? Bizlerden?