11 Mart 2021 Perşembe

Çok düşündüm, sonra düştüm

Çok düşündüm, sonra düştüm, belki de sadece bir düştüm. Kendi halimde kalamadım, dağıldım. Kabuğumdan kurtulmaya çalıştım, özgürlük güzel şey sonuçta, yüklerden kurtulmak güzel şey; meğer tek önemli yanım o kabukmuş geç anladım. O kadar karanlık ve korkutucu muyum yakından gerçekten? Gözlerim kadar kara mı içim de? Ben de ben olmaya korkmalı mıyım mesela, yoksa zehrim sadece dışarıya mı? Katman katman yalnızlık tabirine yeni bir anlam kattım, neyin tercih neyin kader olduğunu çözemedim ve geldim. Evet, yine ben geldim. Bazı döngüler var, kırılamıyor; bazı sanrılar var geçmiyor, geçemiyor. Yarınlar dedikçe bugünü, bugün dedikçe yarınları kaybederken buluyorum kendimi. Belki de yarını düşünmek ötelemekten ibaret bazı şeyleri. Yarının bugünden daha iyi olacağını kim söylemişti sahi? Hayallerini düşündün mü yakınlarda? Ne dilerdin bugün bir mum üfleyecek olsan? 

Susması gereken yeri bilemeyen biri olmak gerçekten çok zor. Ama daha zoru içini susturmayı bilememek. Kişi kendinin en büyük düşmanı oluyor o sessizlikte, zaten başka kim tüm hassas noktalarına aynı anda basabilir ki kişinin.

3 Mart 2021 Çarşamba

Seni kaybetmekten korkuyorum

Sensiz kalmaktan korkuyorum anla beni, sana her konuda güvenen ben sensiz kendime güvenmiyorum. Bir de söz gelsin, başladığı gibi bitsin, kısa ve öz. Antuan Quentin'den, gördüğüm günden beri sevdiklerimden

Aşk, birine seni mahvetme yetkisi vermek ve bunu kullanmayacağına güvenmektir.

11 Şubat 2021 Perşembe

Bazen bir düş, bazen bir nefes


Çıktım yürüdüm bugün. Plansız, amaçsız, nefes alma özlemiyle. Derin bir nefes alamamak ne kadar yorucu biliyor musunuz? Ben biliyorum. Ama çıkmam, konuşmam gerekiyordu. Çıktım ve konuştum. Laf lafı açıyor öyle muhabbetlerde malum, uzun da sürdü gerçekten bu seferki. E bir ortalamayı tutturmak lazım, konuşmayı unutacaktım sahi. Anlatmanın verdiği rahatlığın bir değişik versiyonu bu. Geceyi sırdaş edinmiştim hüzünlerime, bir de gündüz gözüyle erguvan artık. Gözyaşlarım hiç bu kadar anlam yüklenmemişti düşerken, temizlemeye çalıştıkları onca şeyi bilircesine hızlı, ama çabuk yitmeden. Yaşamayı anlamlı kılıyor o sıcaklık. Adım attırıyor insana ileriye. 

14 Ocak 2021 Perşembe

Yine bir ama

Yenilik tutundurmak zorlu bir süreç. Güzel bir başlangıç seçimi, aşamalı bir gelişim planı, motivasyon sağlayıcı seçimleri... Kilit tarihlerle başlayınca güzel oluyor gerçekten, ya da sadece "olacak gibi" oluyor. Yenilenen düzen ruhsal olarak da geçmişten koparıyor; sonuçta zihin berraklaşıyor, rahatlıyor... ama... evet yine bir ama. 

16 Aralık 2020 Çarşamba

Acaba?


Acaba? Her gün defalarca kullandığım düşünce akışı başlangıcım. İhtimaller ve alt metinler üzerinden sonsuza uzanan süreçlerin biricik başlangıcı. Basit yaşamak oysa ne güzel şey. "Yaptım, çünkü canım öyle istedi"lerden ibaret olsa keşke her şey, ama değil. Bunun bilincinden olmak sonsuz korku yüklüyor insana. Acaba neden şimdi? Acaba nasıl? Acaba amaç ne aslında? Zamanın en başına kadar geri dönebiliyor insan böyle sora sora. Tekrarın mahsuru yok elbette, hafızamızı tazeleriz, ama ihtimalleri düşünmek sorunlu bir eylem. İnsanı eylemsizliğe itiyor öncelikle. Hiçbir seçim yapmadığımız sürece her şey mümkün müdür sahiden? Her karar bir yol kapama mıdır? Doğrusundan emin olmadıktan sonra her karar pişmanlık olmaz mı bu durumda?

12 Aralık 2020 Cumartesi

Mış gibi yaşamak


Duygusal erozyondan kaçınmak lazım. Alışık değiliz sık değişimlere. Adapte olmuyor, yaşıyoruz her birini. Keskin dönüşler de malum, zararlıdır bünyeye. Peki nasıl stabil kalacağız? Nasıl sakin kalacağız? Nasıl parçalanmadan duracağız?

9 Aralık 2020 Çarşamba

Emin olamamak, hayal kuramamak

Gerçekten/gerçeklerden alıp veremediğim çok şey var. Kabullenemediğim, uğraştığım, kafaya taktığım... Mücadele ruhuma yerleşti. Kolayca bir şeyleri elde edenlerden hazzetmemem bu yüzden, önüme gelen fırsatları tepmem de. Zoru istiyorum, başarmayı istiyorum. Böyle alıştım çünkü. Hakkım olmasını istiyorum elimdeki her şeyin, lütuf değil.