Mutluluklarınızı biriktirir misiniz bir kenarda? Ölçülebilir olanları en azından? Son bir senedeki en iyi hissettiğiniz anlar toplamı ne kadar mesela? Hatırlamak ister misiniz onları? Hatırlamak gülümsetir mi sizi? Tekrarını iple çeker misiniz ya da o ana dair en ufak bir şey bile içinizi ısıtır mı? Bir yerlere önemsediğiniz şeyleri ve ufak detayları kaydeder misiniz biraz da bu nedenle? Bu garip bir şey mi sizce? Her şeyi kaydetmek belki garip olabilir, biraz da kendi hayatını fazla ciddiye almak belki, ama orada da "kimle ilgili" diye bir soru çok şeyi değiştirir gibi geliyor bana?
Tek gerçek tanrısızın tanrı olmasını kendine yediremeyen birinin birbiriyle alakasız cümleleri.
18 Aralık 2021 Cumartesi
25 Kasım 2021 Perşembe
Hani bir an gelir
Hani bir an gelir, sen sen olmaktan çıkarsın, gözün başka bir şey görmez, nefes almak bile zor gelir adeta. Her şey üstüne gelir, kaçmak istersin, nefret edersin her şeyden, herkesten, ve özellikle kendinden. Nefretimin içinde bazen sevgiyi de yazsam yine de mutsuzdum. Korkuyordum sevmekten, o yüzden daha kolayıma kaçan bir yol bulmuştum, ben sevginin kendisini seviyordum. Hani derler ya "ben seni sevmeyi sevdim" diye aslında bu kendini kandırmaktan başka bir şey değil, sevgiyi sevmek diye bir şey yok, yeni yeni anlıyorum bu hatamı. Güzel bir rüya görüyorum da uyanacakmışım gibi geliyor zaman zaman; bazen ise "Ne malum, artık değil hem" derken buluyorum kendimi. Bu rüya değil, değil mi? Sevdiğim sen gerçeksin, sana olan duygularım gerçek, ne olur bunlarım gerçek olduğunu söyle bana. Söyle ki içimdeki umutlar hiç sönmesin. Bir yağmur damlasıyla buldum seni bir yağmur damlasıyla tertemiz geleceğim sana...
21 Kasım 2021 Pazar
Günlerden bir gün
Her şeyin başı müzik: Max Swan - Downstreams (en aşağıda gömülü hali de var)
Günlerden bir gün, içine çektiğin nefes bile değişiverir mesela...
25 Ekim 2021 Pazartesi
13 Ekim 2021 Çarşamba
Satır aralarında
İnsan hazır olmadığını duyamıyor, anlayamıyor, bunu anladım alttaki replik tekrar karşıma çıkınca.
"İnsan kelimelerin peşine düşerken elinden kaçırdığı bir hayat olduğunu ne zaman anlar? Ya anladığında, o hayat geri dönülemeyecek kadar uzaktaysa ne hisseder?" (The Words, 2012)
2 Ekim 2021 Cumartesi
Bazı bazı düşünceler
Bazı bazı doluyor içim, bir şeyler yapmam gerektiğini hissediyor ama ne yapmam gerektiğini kestiremiyorum. Ne istediğimi değil, ne yapmam gerektiğini. Mesela yazı bir rahatlama yolu benim için, konuşmak misali; her ne kadar artık tam yetmese de. Hep susardım ve yazardım, başka çarem yok gibi düşününce yeterdi de bu bana; ama bir kere konuşabildiğini de gördükten sonra yazmak asla yetmiyor. Yazmak artık olsa olsa taşmak üzere olanların çok azının basit bir tahliyesi, günü kurtarma operasyonu.
28 Eylül 2021 Salı
Elimde gerçekler kaldı zaten sadece
Geçmişle barışmak bir adım olsa da ne yazık ki yeterli değil. Çünkü insanlar sizi anlattıklarınıza, daha doğrusu anladıklarına göre değerlendirir. Siz yolu anlatırsınız, onlar boşlukları kendileri doldurur. Siz düşüncelerinizi söylersiniz, onlar yargılarını kurar. Anlatmak istediklerinizi de her zaman anlatamazsınız hoş, kelimeler yetmez sonuçta. Yazılı iletişimin sıkıntısı da burada. Kitap okur gibi okuyabileceğimizi sanıyoruz insanları. O iş her zaman öyle işlemiyor işte. İletişim biriken bir şeydir, sizin zaten bilindiğini sanarak kısalttığınız cümleler çok farklı şekillerde anlaşılabilir. Sizin hikayeniz bilinen ve çoğunlukla olumsuz hikayelerle birleştirilir ve apayrı yerlere gider. Sonra yanlış temeller üzerine ne kadar ilerleyebilirsen... Oysa gözler kapatırdı o boşlukları. Ses tonu ile, jestler ile, mimikler ile gerçeğe yaklaşılabilirdi. (dedi insanların gözlerine bakabilmeye 3-3.5 senedir anca becerebilen Hakan, zaten 2 senesi de pandemi...) Karşılıklı oturup konuşabilmek bu yüzden çok önemli, keşke her konuşmamı bu şekilde yapabilsem (hayır video çekip çekip atmayacağım, kendime kadar tonla şey kaydettim hoş... Bu blogun çok ötesinde, ama yani şimdi kim beni öyle dinlesin/izlesin yani.)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
