Önce ağlama krizleri, pişmanlık, kızgınlık, sonucu kestirilemeyen "Acaba?"larla can acısı ile ağlamak, konuşamamak ve hatta yazamamak... Bekleyemez insan bazen olanları, sadece çırpınır durur yaralı bir hayvan gibi. Sahibin gelip ya seni vuracak ve bu acıdan kurtaracaktır ya da bir doktor eli değecektir. İşte buradan sonrası kaderinizdir.
Tek gerçek tanrısızın tanrı olmasını kendine yediremeyen birinin birbiriyle alakasız cümleleri.
6 Aralık 2015 Pazar
28 Kasım 2015 Cumartesi
Kalk ve yaşa!
Hayat bu, istediğin gibi değil istediği gibi geçer. Şimdi her basit şey için kurguladığın tüm planları bir kenara bırak, ayağa kalk, silkin ve yaşamaya başla! Çünkü plan kurmakla bir şey elde edemezsin, yaşamalısın. Kalk ve yaşa!
17 Ekim 2015 Cumartesi
Belki bir gün beni bulamazsın
Yaşama sadece bir daldan tutundun mu o dal kırıldığında kendinin de düşeceğini bilemiyor insan. Ben mi nerden biliyorum, tecrübe. Ben de hep hayata sadece bir daldan tutunuyorum. Ya o dalın yeşerdiğini göreceğim ya da kuruyup birlikte düşeceğimizi. Yine.
Bir gün beni yanında bulamazsan sakın üzülme, ağlama, bilirsin sen ağlarken ben de ağlarım. Gidişim sessiz olacak belki, geri dönüşüm de olmayacak ama üzülme ben seni daima hatırlayacağım. Sen hep derdin ya her yağmur yağışında seni hatırlayacağım diye bense seni yüreğime her yağmur yağışında hatırlayacağım, ki bilirsin yüreğimde yağmur hep yağar.
Benim çekip gideceğimi düşün ama üzülme, çünkü o dal yeşerecek, gür pınarların yanında büyüyecek ve ben o ağacı göreceğim.
19 Eylül 2015 Cumartesi
Beni bende bırak
Neticede giden koyar adama, kalan ağlar. Hıçkırır ya nefesi kesilene kadar, gün geçmez. Sabahları aynaya baktığında balonlaşmış gözler bir daha hüzünlendirir. Ağlaya ağlaya geçer gün, bir bakmışsın güneş açmış, bir bakmışsın o yanında yokmuş. Hatıralarınız, yaşadığınız tüm güzellikler ve o geride bırakmıştır seni, yalnız gibisindir. Yalnızlık seni boğar, bir bakış seni son(suzluğ)una hazırlar.
Özlemle kalakalıyorsun öylece, bakma yüzüme, beni bende bırak.
5 Eylül 2015 Cumartesi
Hep benimle kal!
Uykunun geldiği o an var ya, algı güçleşiyor hani, yavaşlıyor hareketlerin, göz kapakların ağır geliyor. Ama uyumamak için direniyorsun, neden? Her zaman "rüya"lar ütopik güzelliklerini sunmadı mı sana, "rüyalarının" olan her şey güzel değil miydi, nedir bu kaçış?
22 Ağustos 2015 Cumartesi
Ne yaparsak kendimize, biz yapıyoruz işte
Çok şey yazasım var ama yazamıyorum bir türlü. Kopuk kopuk oluyor, anlamsızlaşıyor gibi. Yazmayınca da kaçıp gidiyor aklımdan. Bazen umutsuz oluyorum işte, ya her şey istediğim gibi gitmezse, yani bir gün gülümseyemezsem, kaybedersem bunu. Korkuyorum gelecekten, bi' o kadar da merak ediyorum. Kaybediyoruz kazandıklarımızın yanı sıra ve zaman geçip gidiyor. Ne yaparsak kendimize, biz yapıyoruz işte.
20 Haziran 2015 Cumartesi
Ordularımı çektim kederlerimin üstlerinden
Bir mahalle uyanışı adeta, curcuna ciğerlerim; duman takımlı ahbaplarım. Dudaklarım hiç kurumadı kaç zamandır. Ruhuma kirasını artırdı bedenim paracı bir ev sahibi misali yokluğunda. Harcadım yastık altındaki gülüşlerimi de, artık sermayeden yiyor bu senden sonra gelenlere direnişim. Zaten haberimi aldım, ayrılık bu sabah ele geçirmiş başkentimi; ben de ordularımı çektim kederlerimin üstlerinden.
14 Haziran 2015 Pazar
Her gün batımında
Benim için güneşin batması, acılarla dolu bir günün sona ermesinden ziyade doğacak yeni güneşin getireceği umutlardan bir parça koparmak arzusundan başka bir şey değildir.
Her gün batımında patlamak üzere olan bir volkanın üzerinde hissediyorum kendimi. Bazen tanımlayamadığım garip bir his, bazense içimin derinliklerine yürüyen bir korku sarıyor vücudumu. Neden korkuyorum? biliyorum. Kaybolacak yok olacak hayallerimin ,umutlarımın vahametinden korkuyorum.
6 Haziran 2015 Cumartesi
Azil |Hakan Günday
Aynı zihinde yer alan karşıt düşünceler birbirini yok eder ve ışığa dönüşürler. Herhangi bir düşünce, karşıtıyla karşılaşırsa özgün halinden eser kalmaz. Karşıtından mutlaka etkilenir ve değişir. Bu da yok olduğu anlamına gelir. Aynı zihindeki karşıt düşünce baskısına çelişki denir. Zihin, çelişki karşısında birbirini parçalayan düşünceleri ölümlerine terk etmek zorundadır ve üçüncü düşünceyi üretmelidir. Zihin, yok olanların bıraktığı yeri üçüncülerle doldurmalıdır. Aynı takdirde karşıt düşüncelerin aynı anda yok olmasıyla boşalacak olan zihinde davranışa dönüşecek hiçbir şey kalmayacaktır. Ve davranışın gözlemlenmediği beden her anlamda felçli sayılacaktır. İnsanların en büyük hatası, bu kuralı görmezden gelmeleri ve karşıt düşüncelerin birbirlerini öldürmesine izleyici kalmalarıdır. Hayatın karşılarına çıkardığı seçim kavşaklarında dolanarak ölmelerinin nedeni, karşıt düşüncelerin çarpışmalarından kaynaklanan ışıktan gözlerini alamadıkları için körleşmeleridir. Kör ve felçli. Kim böyle olmak ister?
9 Mayıs 2015 Cumartesi
Bazen, hissedersin işte...
Bazen gözlerin kapalı dinlemelisin, ne olduğunu bilmeden...
Bir garip varlık... Kendi dünyasının belirsiz cümlelerinin noktası olmaktan bıkmış bir şekilde savruluyor bir kalemin ucunda. Hayalleri anlaşılmayacak kadar karmaşık bir varlık anlatılıyor bu hayatta. Sürükleyici mi, değil mi o biraz tartışılır düzeyde. Fakat her duyguyu içerdiği ortada.
Bir garip varlık... Kendi dünyasının belirsiz cümlelerinin noktası olmaktan bıkmış bir şekilde savruluyor bir kalemin ucunda. Hayalleri anlaşılmayacak kadar karmaşık bir varlık anlatılıyor bu hayatta. Sürükleyici mi, değil mi o biraz tartışılır düzeyde. Fakat her duyguyu içerdiği ortada.
18 Nisan 2015 Cumartesi
21 Mart 2015 Cumartesi
Adeta akmıyor zaman
Saatin akrep ve yelkovanı, bazen iki elimdeki kürekler. Su öyle sakin, ve ben öyle sakin çekiyorum ki küreği, adeta akmıyor zaman. Eğilip parmaklarımın ucunu suya değdiriyorum kayıktan. Ilık, ve bana ait sular, lehime akıyor zaman. Sonra fırtına var bazen ve dalgalar. Akrep ve yelkovan küreklerim yetmiyor kayığıma, zamana yön vermeye. Savrulurken bilmiyorum ki zaman mı geçiyor, hayat mı altımda akan sulardan. Ürküyorum, çekiliyorum. Yaş ilerledikçe, zaman aktıkça, kürek çektikçe daha çok fırtına çıkıyor karşıma. Henüz kıyıdayken her şey ne kadar sakindi, ah o parmağımı soktuğum ılık sular, kıyılar…
14 Mart 2015 Cumartesi
Yanlış insanlar, ziyan zamanlar
Sen hep gülerdin. Hiç bir şeye üzülmezdin ve hiç aşık olmazdın. Ne olmuş sana böyle? Kaldır kafanı, bak bir aynaya. Ağlama artık. Ne hale gelmişsin, görüyor musun? Ne zamandır içten gülmediğinin farkında mısın? “Nerede imkansız biri var onu seversin. Anlıyor musun? Nerede canını yakacak, kendine bağlayacak, kendisini hayatının merkezi yaptıracak, ondan başka bir şeyi düşündürmeyecek varsa sen onlara aşık olursun.” diye bana hep kızardın. Şimdi bir bak kendine. Benden ne farkın var? Yüzün hep asık. En güzel zamanlarını böyle üzülerek mi harcayacaksın? Yapma Allah aşkına, değer mi? O seni üzüyorsa zaten sevmemiştir ki çok üzüyor. Sevseydi, dayanamazdı. Sana diyorum. Ağlama artık. Canın yanıyor, biliyorum. Ama yapma. Ne olur, yeter. Güçlüsün sen. Neleri atlattın, hatırlamıyor musun? Hem sen bana hep kızardın. “Aşk aptalların işi benden uzak.” derdin. Şimdi ise ağzını bükmüş kafanı sağa sola sallıyorsun, sallama öyle, güçsüzüm der gibi bakma gözlerime. Gayet güçlüsün. Bu arada ağlayınca çok çirkin oluyorsun. Onsuz yapabileceğini ikimiz de iyi biliyoruz. Hem sana da kimse bağlı kalamıyor ki. Ben böyle tanıdım seni. Söylesene onu bu kadar değerli kılan ne? Neden vazgeçmiyorsun?
7 Mart 2015 Cumartesi
Hep giderler
Genelde üçüncü tekil şahıslar çekici gelir diye düşündü hikayesini anlatmak için. Arkasına saklandığı bir araba gibi bu, eğer onu görmek isteyen kişi eğilir ve arabanın altına bakarsa ayaklarını görür, saklanamaz o da. Dinleyen görmek istemezse onu, o zaman sadece arabanın siyah camına bakar. Saçını düzeltir... Peki der... Gider. "Hep giderler" dedi. Ayağa kalkıp, başka bir araba bulmak için baktı etrafa.
21 Şubat 2015 Cumartesi
Mevsimsiz
Mevsimin kanatları altında rüzgarla yarışıyorum. Zaman yine aynı zaman. Her şey için, herkes için zaman, yine o zalim zaman. Anlatıyorum, anlaşılamıyorsam eksiklik ya bende, ya da beni kendine doğru çekende, yeryüzümde. Her kimde olursa olsun sonuçta dışarıda kar yağıyor. Ne zaman bu cümleler bahar'a veya yaz'a düşer, işte o zaman ben de suya bir kar tanesi.
15 Şubat 2015 Pazar
Bir sevdan varsa eğer sıkı sarıl ona!
Hayatın gözyaşları damlıyor her bir an, tane tane…
Düşen her bir damla, yürekten kopup atılan bir dert aslında; seneler geçtikçe zamanın iz bıraktığı yolları izleyip yere düşerken farkında olmadan rahatlatan.
Hayat bir sınama tüm yaşayan varlıklara. Bir şeyler tamken bir şeyler muhakkak eksik kalır, adaletten yoksun saydığımız yaşamın temel kuralı işte... Gülümseme ne kadar duyulan mutluluğun ifadesiyse ağlayan gözler de ezilen yüreklerin. Kâh gülerken kâh ağlamak bundandır belki de kim bilir?
10 Ocak 2015 Cumartesi
Ruhlarımızı kaybetmeye başlamıştık sadece
''Duygu sömürüsü yapma bana! Zor bir dönemden geçiyorum hepsi bu, dramatize etmenin gereği yok! '' dedi şaşkınca, söylediklerime anlam veremeyerek.
3 Ocak 2015 Cumartesi
Sahi bırakmasanıza beni yalnız?
Ufacık geliyorum kendime. Herkese her şeye yetecek kadar çenem düşükken kendime az geliyorum bazen. Yetmiyorum ben bana. Korku da var biraz, nedensiz çıkıveriyor işte. Çıkmadığı zamanlarda bambaşkayım sanki; her şeyi yapabilirim gibi bir güven geliyor bana. Akıllara zarar bi' güven. Elbette her insanda olması gereken kadar ama bende başkalaşım geçirmiş bir güven. Korku geliverince her şey altüst oluyor, yarıda kalıyor olan da biten de.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)








