Her şey konuşuyor, farkında mısınız? Saatlerin tikleri (ve de takları...), rüzgarın taşlardan çıkardığı o ince melodi, nefesimiz... Ama en gürültülü ses, kimisine en zayıf gelen aslında; zamanın sessizliği. Kimse onu gerçekten duyamaz ama herkes hisseder. Zaman, fark edilmez bir misafir gibi damarlarımızda dolaşır; biz anlamadan, yüzümüze solgunluğunu işler. Bir yankı gibi; ne başı ne sonu belli... Hepimizi yeneceğinin rahatlığıyla, sakince akar ve geçip gider üstümüzden. O akarken, biz tutunacak bir dal ararız. Ama zamanın ne dalları vardır ne de kökleri...
Tek gerçek tanrısızın tanrı olmasını kendine yediremeyen birinin birbiriyle alakasız cümleleri.
16 Aralık 2024 Pazartesi
22 Temmuz 2024 Pazartesi
Her şey dahil
Her şeye dair, her şey dahil; aradığımız ne varsa içimizde. Her son ve her başlangıç, en başından en sonuna kadar bizimle.
Müzik iyidir: Hendyamps Studios: Beginning to End: Act IV (en altta gömülü halde var)
10 Temmuz 2024 Çarşamba
7 Temmuz 2024 Pazar
Semantik Doygunluk
1 Temmuz 2024 Pazartesi
İç dökümü
+ Günaydın, aslında saate göre bunu demek doğru değil ama... Neyse, kendine gelmene sevindim.
E yok artık, düşüncelerimi farklı seslerde duymaya mı başladım şimdi de? Demek kendimden gitmişim, ne kadar gitmişim peki anlatsanıza biraz? Niye dönmüşüm ki hem? Kalsaymışım oralarda...
+ Sesimi duyuyorsunuz değil mi?
Duymuyorum desem gidecek misin? Sen kimsin ki? Neresi burası ya da? Aslında son sorunun cevabı bariz gibi. Kendimi kandırmamın alemi yok. Sahi kimim ben şimdi?
- Duyuyorum, evet.
+ Güzel, şimdilik her şey yolunda gözüküyor.
Her şey yolunda aynen.
+ Ben yarım saat sonra tekrar geleceğim, bir isteğiniz var mı?
Yalnızlık.
- Yok, teşekkür ederim.
İnsan kendini tekrar eden bir canlı...
(Yine başladı salak salak "insan" diye kendinden bahsetmeye.)
30 Haziran 2024 Pazar
Şiir kadar
28 Haziran 2024 Cuma
Düşü(nemi)yorum
20 Haziran 2024 Perşembe
Ey hayat, canımı acıtma artık
14 Haziran 2024 Cuma
18 Nisan 2024 Perşembe
yarınlar yok gibi
13 Nisan 2024 Cumartesi
Zaman geçti, bazı şeyler geçmedi
7 Mart 2024 Perşembe
Sessizliğin ağırlığı
16 Şubat 2024 Cuma
Can Bonomo - Sar Hüzünleri Başa #KaraKonular
Övmeye hakkım olacak kadar dinledim bence. İlk halini de sevmiştim ama bu başka olmuş. Albüm de albüm hani, sıradan tüm şarkıları mı paylaşacağım ne yapacağım bilmiyorum.
İlk hali derken: Can Bonomo - Sar Hüzünleri Başa
1 Şubat 2024 Perşembe
Benden geriye say
Müzik ruhun gıdası: Salvatore Lo Presti - Between Two Stars
"Olmak" ne kadar kısa ama ne kadar yoğun bir ifade, değil mi? Küçükken kurduğumuz hayallerde, oyunlarda "oluyorduk" hep. Algılarımız kadar basitti hayat. Görmediğimiz ağlara takılmıyordu zihnimiz ve biz, "oluyorduk". Bazen en büyük hedef, bazen en büyük kaçınım; sonsuz bir devinimde söyleyişten bir adım ilerleyemeyişimizin kökü bu aslında, "olmak". Birbirimizi gözlemekten, yarınları planlamaktan ve gibi'likten bir türlü "olamadık" biz. Hep farklı şeyler umduk, hep "fark"ı yaratmayı hayal ettik ve savrulup durduk; yorulduk... Olamadık.
4 Ocak 2024 Perşembe
Yeni ve/veya yine bir ocak
Kendimizi bi' rahat mı bıraksak artık? Daha derine kazmasak, daha geriye gitmesek, daha çok düşünmesek aynı konular üstüne mesela. Kendi özgürlüğümüzü kendimiz yere çakmasak ve kendimizi boğmasak? Bıraksak ve hayat sürmeye devam etse. Biz de bir kez olsun cidden sıfırdan başlasak. Eskilerin üstüne kura kura yıkılan yıllar biraz sıktı zira...
Bir gün biriyle son kez ayrılabiliriz ve bunun farkında bile olmayabiliriz. O halde neden sevgimizi bile bir plan program dahilinde dağıtmaya çalışıyoruz? Her şey geçecek ve her şey için bir gün geç olacak. O halde "mantıken" saçma da gelse söylememeli miyiz içimizdekileri artık? Duygu ve düşünce hamallığına ne gerek var? Hem belki bize saçma gelen karşımızdakine o an çoook iyi gelecek?
Konuşmak istemelere, yanlıştan kaçınıp susanlara; bekleyenlere... Anca yazalım böyle alakasız yerlere...