25 Aralık 2022 Pazar

Son aralık

" Çevremdekilerin beklentilerini yansıtan aynalar toplamından ibaretim."

Okumuş muydunuz bu sözleri? Kendinizden kopunca merkeziniz bile sizden kaçar zira. Prangalarınızı kendiniz bağlar, biraz da böyle tutunmaya çalışırsınız hayata. Kendinizden geçmenin bir versiyonu işte. Kendine kayıtsız kalma hali, sınırların belirsizleşmesi tehlikeleri de beraberinde getirir. 

"Yara aynı yara, dil aynı dil; biz neden bu kadar yalnızız?"

Yüzeysel konuşmalar, gündelik şikayetler, çevreye ufak serzenişler... Paylaşmak bu muydu? Peki ya reddedilmek, yetersizlik ve suçluluk gibi hisler ne olacak? Yaralarımızı sakladıkça ve birbirimizden uzaklaştıkça şifayı sadece uzmanlarda arayan bir topluma dönüşüyoruz. Kültürün bizi bu yolu sürüklemesi ne acı... Kendi doğrusunu kurmaya çalışan onca zihin, sıfır anlayış, sıfır nezaket; bencil dövüşler, aynı odada alınan tersine soluklar. Anlamıyorum iletişmeme tercihini, keza "Anlaması lazımdı" şikayetlerini de. Anlatman lazımdı belki de? Anlatmamız lazımdı. Sustuklarımızı yaşanmışlık sayamayız sonuçta. Ve evet, benim buraya yazmam da pek konuşma sayılmaz. 2023 hedeflerim kısa ve net, 2022 hedeflerimi gerçekleştirmek...

16 Ekim 2022 Pazar

Çoktan seçmeli hayat

Müziksiz başlamayalım: Archive - Everything's Alright (bir klasik olarak en altta video olarak da var)

Bazen herkesin iki yaşamı var gibi geliyor, sonra diyorum "Sadece kendine bakarak genellemese yapmasan mı?". En basitinden yaşayabildiğimiz ve yaşayamadığımız iki dalı var sanki hayatlarımızın zihinlerimizde ilerleyen. Her kararla dallandığını düşünürken evrenin, neden aksiyonlarla sınırlıyoruz ki bu dallanmayı sahi? Her monolog da yarınımızı etkiliyor sonuçta. En çok vaktimizi yiyen yine biziz; biz ve karşılaştırmalardan kurtulamayan zihnimiz. Bu düşünceler bazen karşılıklı da oluyor, ki mantıksızlığı bu daha da vurguluyor; birbirine tam güvenemeyen çünkü kıyaslamalarda hep kendini zayıf halka olarak gören bizler, sahi ne saçmalıyoruz?

1 Eylül 2022 Perşembe

Malum, söz geçmiyor kendilerine

Zamanı yenmeyi düşünüyoruz, oysa sadece bekliyoruz. Zaman bizimle birlik olsun istiyoruz, aslında sadece üşeniyoruz. Her şeyi başından ve sonundan ibaret düşünüyor, süreçleri unutuyoruz. Sahi, unutabiliyor muyuz?

13 Ağustos 2022 Cumartesi

Evrenin çok mu umrundayız?

Zihninizi nereye tatile çıkarıyorsunuz? Güvenli yeriniz nasıl bir yer? O en sevdiğiniz anınız ne kadar uzak bir zamandan? Gerçek mi peki? Bir de hafıza mekanları var aslında. Daha önce müziklerin geçmişe açılan mini geçitler olduğundan da bahsetmiştim, ama mekanlarda olay biraz daha farklı. Haliyle daha bariz ama daha parçalanabilen bir olgu mekan. Herhangi bir konuşmayı, gülmeyi, ağlamayı bağlayabiliyorsun bir metrekarenin onda birine, sonra kalan dokuza bir kedi bir de sen sıkışıyorsun. Bazıları içine huzur getiriyor her geçişte, bazıları sızlatıyor ruhunun derinliklerini. Kadıköy mesela, kötü anılarımın en az olduğu yer olduğu için seviyorum belki. Hoş bir de üstüne yazma olayı var. Diskin üzerine yeni veri yazmak misali, aynen. Kötü mü hatırlıyorsun bir yeri, üstüne güzel bir anı inşa edip hafızanın aynı alanına yazıyor ve kurtuluyorsun. Bilgisayarda da dosyayı silince aslında izi kalır (ve erişilebilir ya dosyalar) en başta, ama yeni veriler o alana yazılınca her şey tamamen gider, o misal. Kadıköy'ü karış karış güzelleştirdim zihnimde. Hoş daha yakında da güzel anı merkezlerim var, evimin bahçesinde bile (anı merkezi de bir değişik duyuluyor ya, neyse) ama anılar arasında gezmenin tadı başka. Hem burada deniz yok, Kadıköy iyidir iyi.

18 Temmuz 2022 Pazartesi

Taşanlar

Önce müzik: Zbigniew Preisner - To Know (en altta YouTube videosu olarak da var)

Jack Gilbert'in bir şiiri ile giriş yapalım, taşıran son damla olarak burası onun hakkı.

Kalbi anlamak için kalbin bildiklerini sökmedik mi?
Ancak sabahı yeniden tanımladıktan sonra kavuşmadık mı, karanlık gecelerin ardındaki sabaha?
Tek bir yıldızı görmek için,
Unutmalıyız bütün takımyıldızlarını

21 Haziran 2022 Salı

İlet(iş)im Çağı

Hepimiz kendi hikayelerimizi yaşıyoruz. Kendimizi önemli hissetmek istiyoruz bazen, bazense kalabalıklar içerisine karışıp sorumluluklarımızdan kaçmak. Sıkça değişiyor, dönüşüyor, sonunda "bir anda" duruluyoruz. "Değiştim" demek kolayken "Değişeceğim" demek ne denli zor aslında. Değiştirmek istediklerimiz ve belirtebildiklerimiz "zaten istediğimiz" bazı rutinlerin hayatımıza adaptasyonundan ibaret, ama "Değiştim!" dedirtenler hiç de planladığımız şeyler değil. "Ama devir değişti!" dediğinizi duyar gibiyim (yoo değilim...), peki bundan sonra hiçbir şeyin değişmeyeceğini düşünmenizin nedeni ne?

7 Mayıs 2022 Cumartesi

Enerjimiz tükenene kadar

Gelecek pek de gelmeyen bir şey, biz de bugünde oyalanmaya çalışıyoruz. Artıları ve eksileriyle yaşarız hayatı derken bulunduğumuz zemine bakmayı unutuyoruz bazen. Hayaller yerde değil sonuçta, değil mi? Çeviride kaybolması mümkün bir cümle zihnimde dönüp duruyor şu sıra, bir tweet aslında. Someone said there's a difference between being happy and being distracted from sadness and I felt it. 

30 Nisan 2022 Cumartesi

Elbet bir gün

- Taşmaz mısın sen hiç?
- Anlamadım?
- Ya da anlamak istemedin.

17 Nisan 2022 Pazar

Biraz daldan dala

Gün gelir, düşüncelerine bile söz geçiremez, deliliğin kıyılarında çıplak ayak dolanıyor gibi bir hissedersin. Kendine yabancılaşan sen ve aynı zamanda her hareketin daha da belirginleşmesi... Nefes alıp verişini bilinçli yapmaya başladıktan sonra bu işi arka plana atamayacakmış gibi hisseder misin sen de hiç?

21 Mart 2022 Pazartesi

Tik tak

Zihnin ritmi bozulur mu? Zamanı kırılır, algısı bulanıklaşır mı? Sahi, sevdiğimiz müzikleri aslında sadece zihnimizde senkronu tuttuğu için mi seviyoruz?

10 Şubat 2022 Perşembe

Sustukça tüm kelimeler ağırlaşıyor

Sustukça tüm kelimeler ağırlaşıyor, konuşunca da sonradan aklıma söyleyecek "daha iyi" ve "anlamlı" ifadeler geliyor hoş. Zihnimde duyduklarım/okuduklarım da dönüp duruyor. "karşılık", "sıra", "ego", "fazla önemsemek", "sağlık". Önceliklerimi ben bile bilmiyorum artık. Kelimelerimi bile sıraya koyamıyorum, zemin kaygan, hava soğuk ve şartlar hiçbir şeye uygun değil. Bunca belirsizliğin ortasında boşluğun en ortasına nasıl adım atayım? Düşmekten mi korkuyorsun dersen, o da değil aslında. Düştüğümün görülmesinden daha çok korkuyorum. Bazen kimse beni umursamasın ve yok olup gideyim istiyorum. Tarihten silinip gitmek. Sonra bir ara sevilmek istiyorum, azıcık da olsa; içten bir sarılmanın değeri yüksek. Toprak sarar beni bu saatten sonra ancak. Umursanmadığımı düşündükçe umursamaz bir hal takınıyorum sonrasında. Duygulardan soyutlanmaya çalışıyorum. "BİLİM YAHU" diyerek kalan her şeyi boş görüyorum, heyecanlanmıyorum, korkmuyorum ve sevinmiyorum. Mutlak stabilliğe hazırlık yapıyorum diyelim.

23 Ocak 2022 Pazar

Tarihin aydınlanmayı bekleyen sayfaları

Geçiyor zaman tarihe karışıyor her şey. Başlangıçlar, dönüşümler ve bitişler. Her şeyin başı değil midir en önemli kısmı? "Tarihin karanlık sayfaları sayılacak bir yerde dursun mu bu?" cümlesi duruyordu burada tek başına. Düşünceler birbirini kovalamaya başladıktan sonra nereye varırız ben de bilmiyorum, henüz bilmek de istemiyorum. Tarih olacağı kesin de karanlık ya da aydınlık söylemi bugünleri "beni ben yaptı" diyerek bağrıma basıp basamayacağıma göre şekillenecek. Bakış açımız ne denli değişiyor zamanla değil mi? O en sevdiğin kitapları bir de şimdi okusana. Ne kadar farklı geldiklerini görünce şaşıracaksın. Hafızamız bile ne seçici...